KOCAELİ BAROSU BASIN AÇIKLAMASIDIR

17.06.2020 - 418
KOCAELİ BAROSU BASIN AÇIKLAMASIDIR

15 Haziran 2020  günü itibariyle bir dönem içerisinde ikinci kez adli yılı açtığımız bir tarihe tanıklık ediyoruz. Bizler, yaklaşık üç aydır hukukun, insan onurunun, sosyal devletin ve yaşam hakkının kıymetini iliklerimize kadar hissettik. Bir olmanın ve birlikte olmanın değerini bir sefer daha anladık.

Yaşamak için evlerde kaldığımız bu süreçte; bugüne kadar yürütülen politikalarla ekonomik kaosa sürüklenen meslek grubumuzun, pandemi süreci ile iyice artan sorunlarına çözüm beklerken, baroları bölme, parçalama ve sindirme projesi, uzun yıllardır düzenli aralıklarla olduğu gibi yine raftan çıkarılmış ve bir tehdit olarak tekrar sunulmuştur. Tehdit konusu olan her şey özünde bir cezalandırmadır ve baroların seçim sistemlerinin değiştirilmesi adı altında işlevsizleştirilmesi öncelikle avukatların yalnızlaştırılması, devamında ise ülke üzerinde yaşayan her bireyin açıkça cezalandırılmasıdır.

Adaleti adalet yapan tüm ilkelerin felsefesi insan onuru ise insan onurunun yeryüzünün güçlülerine karşı teminatı da avukatlardır ve devletin temeli olan adaletin sağlanması için inşa edilen binalar, içinde bağımsız barolar ve avukatlar olmadığı zaman bir infazhaneden farksızdır.

Çünkü Barolar hak arama hürriyetinin başlangıcı, ilk basamağıdır.

Barolar, avukatı gelmeden hiçbir görevlinin ifadesini alamayacağı çocukların hemen yanı başındadır.

Barolar; artık sürece yaygın bir katliama dönmüş kadın cinayetlerinde tüm duruşma salonlarındadır.

Barolar; bir avukat tutmaya ekonomik gücü yetmeyen her bireyin bir telefon uzağındadır.

Barolar; Kazdağları’nın, Salda’nın, Cerattepe’nin ve yok edilmeye çalışılan tüm ormanların kök saldıkları topraklardır.

Barolar, herkesin üzülmekten başka bir şey yapmadığı hayvanların haklarını inadına o adalet saraylarında haykırandır.

Barolar, hukuk devletinin ve hak arama özgürlüğünün yılmaz savunucuları; haksızlık kimden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin hiçbir ayrım gözetmeksizin haksızlığın karşısında vatandaşın yanında yer alan ve evrensel hukuk ilkelerini kendine varlık sebebi yapmış tarihi kurumlardır.

Bu sebeple baroların parçalanması, susturulması sadece avukatların değil çocukların, kadınların, ağaçların, adalete erişimde dezavantajlı tüm grupların ve istisnası olmadan herkesin susturulmasıdır. Baroların parçalanması, hukuk devletinin yok edilmesi ve ülkemizde insan onurunun güvencesi olan tüm kalelerin yıkılmasıdır.

Cumhuriyetin, demokrasinin, hukuk devletinin, laikliğin ve hak arama özgürlüğünün savunucuları; hiçbir ayrım gözetmeksizin haksızlığın karşısında yer alan ve evrensel hukuk ilkelerini kendine varlık sebebi yapan Barolar olarak  her zaman ve her koşulda  HALKIMIZA SES OLMAK İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEK, Hukuktan başka kimsesi olmayan herkes adına hiç yılmadan umudu savunmaya devam edeceğiz.

Bütün bu sürecin başlangıcından bu yana, ortak bir tavrı sürdürme kararlılığı ile, iyiniyetle ve çoğunlukla hareket ederek, bildiriler yayınlayarak ve teklifin geri çekilmesine yönelik görüşmeler dahil, tüm süreçleri titizlikle uygulayarak ; parçalamayı, susturmayı, ele geçirmeyi ve etkisiz hale getirmeyi  hedefleyen bu projeden vazgeçilmesine ilişkin taleplerimizi, tüm muhataplar nezdinde ısrarla yineledik ve yinelemeye  devam edeceğiz. Geldiğimiz nokta itibariyle; tüm bu iyiniyetli görüşmelerin sonuçsuz kaldığının ve suskunluğumuzun sözümüz olmadığı şeklinde algılandığının farkındayız.

19 Mayıs ve 1 Haziran bildirilerimizde ortaya koyduğumuz kararlılık içerisinde, meslektaşlarımıza ve halkımıza verdiğimiz sözün arkasında durarak, demokratik hak kullanımı çerçevesinde, hukuki eylemlilik sürecini başlatıyoruz. Bu süreçte bir kez daha, tüm yetkilileri sağduyuya, anayasaya, evrensel ve milli hukuki değerlerine ve aklı selime davet ediyoruz. Baroların ve Avukatların en üst seviyede  örgütlü gücü  olması gereken  çatı örgütümüz Türkiye Barolar Birliğini de bu ortak iradeye sahip çıkmaya ,2018 Şubat sürecinde olduğu gibi, tam bir kararlılık, söz, inanç, samimiyet ve eylem birliği içerisinde, kanuni ve fiili görevlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmeye davet ediyor ; Baroların, Avukatların, Savunmanın, Halkın ve Hakkın yanında ve önünde olmasını talep ediyoruz.

Bu bilinç ve sorumlulukla 19 Mayıs ve 1 Haziran tarihlerinde 80 Baromuz tarafından imzalanan bildirilere sadakatimizin bir göstergesi olarak ;

1-Eylemlik sürecine  başlama yönündeki  irademizi ilk olarak şu anda yapmakta olduğumuz açıklama ile somutlaştırmak,

2-Bu süreçte tarihi sorumluluğunu yerine getirmek amacıyla Türkiye Barolar  Birliğini olağanüstü toplantıya davet etmek üzere yönetim kuruluna başvuruda bulunmak,

3-19 Haziran 2020 tarihinde Baro Başkanları olarak illerimizden Ankara istikametine doğru ‘savunma ‘ yürüyüşün başlatmak ,

4-Olağanüstü toplantı talep sahibi Baro başkanlarının bu taleplerini Türkiye Barolar Birliğine fiziki olarak elden teslim etmek gibi bir dizi eylem planı çerçevesinde mücadelemizi devam ettirmek yönündeki kararlılığımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Saygılarımızla.